Yaşamak Elinde…

Posted on May 16, 2008 | Filed Under Makale

O kadar da karışık değil işler sevgili zamane… Dört işlemden daha azına
ihtiyacın var yaşamı anlamak için. Elinle ortadan ikiye bölebilirsin yaşamı. Bir
tarafa elinde olanları koy yani sahip olduklarını. Diğer tarafa elinde
olmayanları sahibi olamadıklarını.

Elde ettiklerini elinde tutmak için kalbini
yoruyorsun, terliyorsun, kapıları kilitliyorsun, ıssız sokaklardan uzak
duruyorsun, cebini boşaltıyorsun. Elden çıkardıklarını kendinden uzak tutmak
için çöp torbaları dolduruyorsun.

Yaşama dair söylenen onca karmaşık sözleri unut ve yalnızca bunu hatırla: Elinle
ikiye bölebilirsin her sahneyi. Vazgeçemediklerinden vazgeçtiklerine doğru
dağılarak, çözülerek, seyrelerek, eskiyerek akar hayat. El üstünde tuttuklarını
elden çıkarılası şeyler eyler akreple yelkovanın birbirine dolanışı. Öylesine
usulca, öylesine suskunca akar ki zaman nehri; bir de bakarsın ki elden
çıkarılmışlar denizine dökülmüş sevdiklerin. Öylesine sinsice, öylesine
hissettirmeden yanar ki zamanın kızgın koru, sonunda anlarsın ki üzerine
titrediklerinin küllerini bile yakmış saydam alevler.

Elinde avucunda olan dan ibarettir mülkiyetin. Senin adına kayıtlı, senin adına
çoğalan kabarık rakamlar olsa da, sen elinin yetiştiği yerde yaşarsın, elinde
olanları tadarsın. Seni çoğaltmıyor banknotların üzerindeki rakamlar! Seni
yeni/den var kılmıyor senin adına çoğalanlar. Vitrinler sana
alamayacağın/alamayacağını anlayacağın/almak için çırpınacağın/alamadım diye
yakınacağın/alsan da daha yenisine tav olacağın/aldığını da yenisi çıkar çıkmaz
aşağılayacağın parıltılar sunuyor.

Hesap basit sevgili zamane!

Elinle ikiye bölebilirsin zamanı.

Dün elden gitti. Yarın ele geçmedi. Elde var bugün. Elden giden ile elde olmayan
arasındasın bugün. Elde olan elden gidiyor. Elden giden bir daha ele geçmiyor.
Elin de elindekiler de zamanın nehrinde akıyor, eriyor, bitiyor, tükeniyor,
azalıyor. Sor kendine: Elinde kalacak mı elindekiler? Ve sonra: Elindekiler
kalsa ellerin kalacak mı?

Gülüp geçmelisin ürünleri üzerine genç etiketi yapıştırıp seni tüketmeye
çağıranların iltifatlarına. Aslında seni hesaba katmıyorlar. Billboardlara
sarkan hayaller, posterlere taşan yüzler, seni cebindeki kâğıtlar üzerinden
hesaplıyor. Seni yeni yeni tasarladıkları görüntülerin kafesine tıkmaya
çalışıyorlar. Saçın böyle parlarsa, daha mutlusun. Falanca model cep telefonuyla
görünürsen, daha önemli sayılırsın. Ayakkabının üzerinde şu logo olursa,
ayrıcalıklısın. Şu ünlü gibi giyinirsen, pek akıllısın!

Görünmeye özendiriyorlar seni. Sadece görünmeye. Göründüğün kadar önemli
olduğunu fısıldıyorlar kulağına. Varlığını görüntünün sığlığına sığdırmaya
çalışıyorlar. Görüntü özne yapmıyor seni; başkalarının bakışına nesne yapıyor, o
kadar. Başkalarının önemsemesi kadar var olmaya başlıyorsun böylece. Sığ ve
kaygısız, vefasız ve güvensiz bakışların ucunda sürükleniyorsun. Başkaları ölçüp
biçiyor varlığını. Başkalarının gözünden düşüp düşmemeye göre ayar ediyorsun
kalbini. Başkalarının gözlerine gömüyorsun kendini!

Bak, nasıl da koşturuyorlar seni. Önce elinde olmayanlara özendiriyorlar seni.
Özendiğini elde ettin diyelim. Çok geçmeden, elinde olandan tiksinmeni
istiyorlar. Yenisine acıktırıyor seni. Seni takmıyorlar aslında. Seni, yani
senin mutluluğunu. Öyle olsaydı; elindeki ne güzel derlerdi sana. N’ olur, kal
böyle, bak nasıl da güzelleştirdik seni, deyip kenara çekilirlerdi. Nasıl da
mutlu ettik seni, derlerdi. Sevindirdik seni, seni sevindirmekle biz de
sevindik, derlerdi. Pırıl pırıl olurdu gözlerinin içi. Seni yeniden elde
edileceklerin peşine düşürmezlerdi. Hazır, mutlu olmuşken, yeni bir gereksinim
açlığı ile doymuşluğunu paramparça etmezlerdi. Hayâlindekine henüz kavuşmuşken,
önüne yeni bir hayal kırıklığı koymaktan çekinirlerdi. İncitmekten korkarlardı
huzurunun incecik kanatlarını.

Şimdi dur ve yeniden yap hesabını:

Bir tarafa elinde olanı koy; yani sahip olduklarını. Bir tarafa elinde olmayanı
sahip olmadıklarını. İkisi arasında koşturuyorlar seni. Sahip olamadıkların
listesinin sonunda şimdi bütüne ulaştın notu yok. Bırak sandukadaki şeytan
masalını eşikte bekle/yen menzil taa içinde Hepsi bu! ..

Senai Demirci 
 

Comments

Leave a Reply




Secme Hadisler
اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ İslâm, güzel ahlâktır. Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.//// مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

Sponsor

External Links

Tags