Hazreti-i Fatima,nin Faziletleri..!!!
Her varlığın iki yönü vardır. Bir zahiri yönü; yani herkesçe görülebilen, gözlemlenebilen yönü, bir de gözlerden gizli kalan yönü. Peygamberler, masum imamlar ve diğer ilahi insanların gerçek makamları onların herkesçe görünen, bilinen yönlerinde değil, ALLAH (c.c.)la olan ilişkilerinde tecelli eden kişiliklerindedir. İlahi şahsiyetleri sırf insanlarla olan ilişkilerinde müşahede edilen yönleriyle değerlendirmek, okyanusun derinliklerini araştırmadan onu kıyıdan görünen dalgalarıyla tanımaya benzer; oysa bu basit bir tanımadan öte bir şey değildir.
İlahi şahsiyetlerin varlık okyanuslarını tanıyabilmek için ilahi yardıma ihtiyaç vardır. İlahi yardım sayesinde insan, ilahi nurları görebilecek bir göze, manevi makamları anlayabilecek bir kalbe sahip olur. Bu ilk aşamadır. İkinci aşamada ise, insan ilahi elçiler tarafından gelen bilgiye muhtaçtır.
Hz. Fatımanın (s.a) geceleri ibadetle geçirdiğini tarihte okumak mümkündür. Ama bu amelin ALLAH (c.c.) katındaki gerçek değerini, Peygamberden (s.a.a) öğrenmek gerekir. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Kızım Fatıma (s.a) geçmiş gelecek bütün kadınlardan üstündür. O vücudumun bir parçasıdır, gözümün nuru ve kalbimin meyvesidir. O benim ruhumdur. O insanlardan olan bir huridir. Rabbinin huzurunda ibadete durduğunda yıldızların yer ehli için parladığı gibi, onun nuru da gökteki melekler için parlar ve ALLAH (c.c.) Teala meleklerine şöyle hitap eder. Ey melekler, bakın benim cariyem (kulum) Fatımaya; o benim huzurumda durmuştur, korkudan titriyor; kalbiyle benim ibadetime yönelmiştir. Sizleri şahit kılıyorum ki, ben onun takipçilerini ateşten koruyacağım. [Bihar-ül Envar, c.28, s.37 ]
Hz. Fatımanın (s.a) konuşma ve davranışlarında Peygambere (s.a.a) en çok benzeyen kişi olduğunu tarihten öğrenmek mümkündür; ama onun bütün istek ve arzularında, düşünce ve hareketlerinde rızası ALLAH (c.c.)ın rızası, gazabı ALLAH (c.c.)ın gazabı olacak bir makama eriştiğini, yani masum olduğunu Peygamberden (s.a.a) öğrenmek gerekir.
Elbette Hz. Fatımanın (s.a) masum oluşunda şüphe yoktur. Şüphecilerin imamı olarak tanınan Fahr-i Razi bile, Hz. Fatımanın (s.a) masum oluşunda şüphe yoktur demiştir. Evet, Hz. Fatımanın (s.a) birtakım faziletlerini öğrenmek mümkündür ama; onun ALLAH (c.c.) katındaki makamını bilmek zordur. Bu eserde Hz. Fatımayla (s.a) ilgili hadisler çeşitli bölümlere tasnif edilerek tercümeleriyle sunulmuştur. Umudumuz şu ki, özellikle Ehl-i Sünnet kaynaklarından toplanan bu hadisleri okumakla mümin kardeşler Ehl-i Beyti daha iyi tanımaya muvaffak olurlar.
div>
Kaynak: sabah. >>
Esine Karsi Itaatin Fazileti

Israilogullarindan bir genc siddetli bir hastaliga tutulmus. Annesi: “Eger cocugum sifaya kavusup hastaligindan kurtulursa yedi gün dünyadan cikacagim” diye adamis. Allahü Teala cocuga sifa verir, cocugu hastaligindan kurtulur. Fakat annesi adagini yerine getirmez. Bir gece rüyasinda, biri gelip kendisine: “Adagini yerine getir. Yoksa Allah’tan daha siddetli belaya ugrarsin,” der. Sabah kalkinca cocugunu cagirir, durumu ona anlatir ve kabristanda kendisine bir kabir, kazmasini, kendisini oraya defnetmesini emreder. Cocuk, annesinin emrini yerine getirir ve gider. Kabre konuldugu zaman kadin, söyle niyazda bulunur: “Ey Allah’im! Gücümün yettigini yaptim, adagimi yerine getirdim. Bu kabirde beni her türlü afattan koru!”
Kadin bu duayi yapinca, bas tarafinda parlak bir isik ve pencere gibi bir delik gördü. Bahcede iki kadin bulunuyordu. Bu iki kadin ona: „Ey kadin! Ordan cikip buraya gel!” diye seslendiler. Genisleyen pencereden cikip kadinlarin yanina gitti. Bir de ne görsün, bahcenin icinde güzel bir havuz, kendisi de gidip onlarin yanina oturdu. Oturan kadinlara selam verir. Selamini almazlar. Kadinlara: “Selamimi nicin almadiniz? Halbuki konusabiliyorsunuz” der. Kadinlar: „Selam vermek bir ibadettir. Biz ise ibadetten men olunduk” dediler.
Kadinlarin yaninda otururken, bir kus gelip kadinlarin birinin basinin ucuna konar ve kanatlariyla kadini serinletir. Baska bir kus de gelir, diger kadinin basucuna konarak, gagasi ile kadinin basini gagalamaya baslar. Birinci kadina: „Bu keramete, nasil ve ne ile ulastin? Diye sorar. Kadin: “Dünyada iken benim bir kocam vardi. Ben ona cok itaat ederdim. Ona hic karsi gelmezdim. Ölürken kocam benden razi olarak öldüm. Allahü Teala bunun ikram buyurdu” dedi. Ikincisi: „Sen bu musibete ve azaba nasil ve nicin ugradin?” diye sordu. Kadin: “Ben saliha bir kadindim. Dünyada iken benim bir kocam vardi. Ben ona itaat etmez, daima ona isyan ederdim. Dünyadan ahirete göcerken, o benden razi degildi. Allahü Teala kabrimi, iyi amellerimden dolayi bir bahce kildi. Fakat kocam benden razi olmadigi icin de, Allah bununla beni cezalandirdi. Sana cok rica ediyorum ki, dünyaya döndügünde, kocamin yanina git, beni bagislamasini ve benden razi olmasini, kendisinden istirham et. Belki benden razi olur da, bu azaptan kurtulurum” dedi.
Yedi gün gectikten sonra ona: „Kalk kabrine gir. Cünkü cocugun gelmis, seni ariyor. Kabirden cikaracak.” Dediler. Kadin onlarin yanindan kalkip kendi kabrine geldiginde, cocugunun kabrini kazdigini gördü. Kadinin, adagini yerine getirdigi haberi etrafa yayilinca, insanlar onun ziyaretine geldiler. Bu arada kendisinden, kocasina gidip kendisini bagislamasi hususunda, ricada bulunmasini isteyen kadinin kocasi da ziyaretine gelmisti. Karisinin söylediklerini bir bir kocasina anlatti. Kocasi da karisini affeti. Gece rüyasinda o kadini gördü: “Senin yüzünden azaptan kurtuldum. Allah sana cok büyük mükafat versin. Allah seninin günahlarini bagislasin” diye dua ediyordu.
