İnsanın hayattaki mutluluğu,diğer insanlara ne kadar yardımcı olduğunla orantılıdır..
Kusursuz bir hayat,ancak kusursuz hizmet edebildiğin ölçüde yaşanılmış sayılır.
Şerefli bir hayat yaşamak için,kendine verdiğin sözleri tutmak zorundasın.Kişi olarak büyüklük,genellikle neler yapacağımızı ilan edip ardından da söz verdiğimiz şeyleri gerçekten yapmamızla ilgilidir.
Hayatımızı önümüze alıp, geleceğimiz adına gerekenleri yapmazsak,hayat bizi eline alıp yönetir. O zaman da günler haftalara,haftalar aylara,aylarda yıllara doğru kayar. Bir de bakarsınız ki her şey bitmiş. Hayatımızı düşüncesiz bir kazaymış gibi yaşamış oluruz. Eğer hayatta anlamlı bir başarı istiyorsak, hayatımızın kaptanlığını da, pilotluğunu da kendimiz yapmalı,ona yeni rotalar çizmeliyiz. Daha iyi alışkanlıklar edinip, daha büyük ideallere yönelmeliyiz..
Hayattaki başarısızlığımız için, Kırk milyon nedenimiz vardır, ama bir tek bahanemiz bile yoktur. İnsan yeri gelip, hayatının sorumluluğunu almayıp başkalarını suçlamakla, kendi gücünü ve potansiyelini o insanların eline teslim etmiş oluyor.
Kaderimiz nasıl olacak bilemem, ama bildiğim bir şey var: Aramızda gerçekten mutlu olacak olanlar, bu dünyada insanlara nasıl hizmet edeceğini arayıp bulanlardır. Hayal et ki hayatın amacı yalnızca senin mutluluğunmuş – O zaman yaşam zalim ve anlamsız bir şey olurdu. İnsanlığın bilgeliğini, senin kendi aklının ve yüreğinin sana söylediklerini kucaklamak zorundasın: Hayatın anlamı seni dünyaya gönderen güce (Yüce Allah’a) hizmet etmektir.
Hayatının yüce bir hayat olması için, inançlarının korkularından daha büyük olması gerekir.
Allah Rızası için hizmetin ve insanlara iyiliğin, bu dünyada varoluşumuzun kirası olduğuna ben samimiyetle inanıyorum. Unutmamak lazım ki; Veren el, toplayan eldir ve vermek aslında insandaki alış sürecinin bir başlangıcıdır.
Yaşadığımız her yılla hayatın ziyan edilen kısmının, başkalarına vermediğimiz sevgilerde, kullanamadığımız güçlerde, hiçbir riski göze almadığımız bencilliklerde olduğunu daha çok fark ediyoruz; bunlarla acılardan kaçınırken, diğer taraf tanda mutluluğumuzu da yitiriyoruz.
İnsan yüreğinin en derin ihtiyacı,kendimizden daha yüce bir yaratıcı için yaşıyor olmaktır.Hepimizin isteği,dünyaya karşı, başkalarının hayatında fark yaratmış bir kişi olarak bizi kendi yaşamımızın sınırların ötesindeki bir amaca bağlayan ideali gerçekleştirmiş kişi olarak ortaya çıkmaktır. Hepimizin içindeki insani açlık, ömrümüzün sonu geldiğinde bu dünyadan boşuna gelip geçmediğimizi bilmekle ilgilidir.
Daha huzurlu bir yaşam için; Dün’lerimizin bugünlerimizin içinde daha fazla yer ve zaman işgal etmemesine özen göstermemiz gerekir.
İnsanoğlunun en büyük ve en harikulade şaheseri Doğru yaşamaktır.Çoğumuz hayatı sanki dünya kadar zamanımız varmış gibi yaşamaya çalışıyoruz.Aslında hayat bizler için çok kırılgan bir armağandır ve hemen o anda yaşanmalıdır, geriye kaç tane yarınımız kaldığını bilemiyoruz ki…
Bizler gideceğimiz yere varınca,artık gidilen yolun bir değeri yoktur. Bizim idealdan yoksun niteliklerimiz aslında çok değerli hazinelerdir. Çünkü bizi şimdi olduğumuzdan daha yüce insanlar haline getirecek kapıları işaret ederler.
Bizim için Ölüm hayatta büyük bir kayıp değildir. Asıl büyük kayıp, yaşarken içimizde öldürdüğümüz şeylerdir.
Her insanın içinde, ruhunun ışığı olmayı bekleyen bir fitil vardır.O fitil pırıl pırıl yandığı zaman,hayatında muhteşem bir uyanış hisseder…
Mehmet ESER
Allah’ım! Bize değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenecek kadar metanet, değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirecek kadar cesaret ve her ikisinin farkını bilecek kadar hikmet ver. AMİNNN.